Cag acip, cag kapayan Sultan II. Mehmed Han?in, Istanbul?a girisini tasvir eden tablo...
Tarihte her padisah bir yonuyle on plana cikmistir. Mesela Yavuz Sultan Selim askerlik, Kanuni Sultan Suleyman devlet adamligi, Sultan II. Abdulhamid diplomasideki maharetleri ile taninmislardir. Fatih Sultan Mehmed ise her sahadaki ustunlugu ile taninmistir. Sadece devlet adamligi, askerlik ve diplomaside degil, ilim, fen, edebiyat gibi hususlarda maharetini ispat etmistir. Bu bakimdan Fatih, Avrupa?da bile emsaline az rastlanir tam bir Ronesans hukumdaridir. Oyle ki bazilari boylesine ustun meziyetlere sahip bir hukumdarin Turk ve Musluman olamayacagi vehmine kapilmislardir. Fatih?in aslinda Hiristiyan oldugunu, cunki Muslumanlar arasindan boyle bir insanin cikamayacagini soylemislerdir. Kimileri Fatih?in annesinin Avrupali oldugunu, ustun vasiflarini, annesinin Avrupai terbiyesine borclu oldugunu iddia etmislerdir. Hurufi mezhebine mensup oldugunu bile soyleyenler cikmistir.
NE GUZEL KUMandAN! Bunlar, Fatih gibi mustesna bir insan yetistirememe psikolojisinin getirdigi batil saplantilardir. Fatih Sultan Mehmed, Turklerin sanli bir boyuna mensup hukumdar bir babadan ve yine soylu bir Turk beyinin kizindan dunyaya gelmistir. Musluman olarak dogmus, Musluman olarak yetismis ve Musluman olarak olmustur. Muslumanligi samimi ve dindar bir muslumanliktir. Asla mutaassip degildir. Itikadi duzgundur. Saraya kadar sokulan Hurufileri cezalandirarak, dinin safiyetini korumakta buyuk hizmeti gecmistir. Zamanin en ustun alimlerinden ders almis; adeta bir Islam bilgini seviyesine yukselmistir. Yalnizca dini hususlarda degil, fendeki mahareti de herkesin malumudur. Havan topunu bulan Fatih?tir. Istanbul Universitesinin kurucusudur. Hazirlattigi anayasa ve kanunlar ile devlet teskilatini gelistirmistir. Anadolu birligini kurup, yaptigi fetihlerle devleti imparatorluk haline getirmistir. ?Avni? mahlasiyla yazdigi siirler pek guzeldir. Ulkeyi donattigi hayir eserleri, alimlere hurmeti ve hatta menkibelesen hayati, tertemiz sahsiyetine kafi delil teskil eder. Hazret-i Peygamber?in ?Kostantiniyye (Istanbul) elbet bir gun fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne iyi kumandandir. Onun askeri ne iyi askerdir? sozuyle methettigi mukemmel bir insandir. Once oldugu gibi, Islam tarihinde de Istanbul?un fethine coklari tesebbus etmis; ama muvaffak olamamistir. Bu bakimdan Fatih, daha 21 yasinda iken butun Islam dunyasinda fevkalade bir itibar kazanmistir. Bugun bile Muslumanlar arasinda kendisini tanimayan ve minnetle anmayan yoktur. Fatih, Islam ve Turk tarihinin, hatta insanligin bir iftihar vesilesidir.
ITALYA?NIN UMIDI Bizans ve Pontus taclarini da ele gecirerek bir bakima Dogu Roma Imparatoru sifatini kazanan Sultan Fatih, Istanbul?un fethiyle yetinmedi. Hazret-i Peygamber?in ?Ummetim Kayser?in (Sezar?in) sehrini (Roma?yi) almadikca, kiyamet kopmaz? sozunu de gerceklestirmek uzere Roma?nin fethine giristi. Boylece Turkler Avrupa?nin kalbine yerlesecek; Viyana ve sair beldelerin fethi de kolaylasacakti. Bu sayede butun Avrupa Osmanlilarin onunde dize gelmis olacakti. Italya?nin fethi, Islamiyetin de Avrupa?da suratle yayilmasinin onunu acacakti. Belki de tarihin cigiri degisecekti. Osmanli ordusu, 1480 yili Agustos?unda ?cizmenin topugu? Otranto?yu fethederek Italya yarimadasina ayak basti. O zamanlar Italya irili ufakli devletciklere bolunmustu. Bunlarin icinde en gucluleri Venedik ve Papalik idi. Italya?nin en zengin devletlerinden Floransa, Guney Italya?yi elinde tutan Napoli ile bunun muttefiki olan Aragon kralliklariyla harb halindeydi ve iyice sikismisti. Osmanli Devleti ise Venedik?i yikmak icin aciktan Floransa?yi destekliyor; hatta burada daimi bir Osmanli elcisi bulunduruyordu. Fatih?in Istanbul?u fethinden sonra, 1455?te Floransalilara Osmanli ulkesinde rahatca ticaret yapma imkani taninmisti. Bu arada Pera, yani Beyoglu?nda Floransa?dan gonderilen bir konsolos faaliyetteydi. Her yil iki-uc kadirga, ticaret maksadiyla bu ulkeden Istanbul limanina gelirdi. Floransa, zenginlik ve refahini, kendisine buyuk ticari imtiyazlar veren Fatih sayesinde saglamistir. Fatih?in Italya?ya cikisi da Floransa?nin isine yaramis; hatta Floransa dukasi Lorenzo di Medici, Fatih?in resmini tasiyan madalyonlar kestirtmisti. Lorenzo, Fatih?in Guney Italya?yi fethedecegini hesaplayarak kendisinin de ileride buna tabi olacagini; boylece Italya birliginin kurulacagini hesaplamistir. Surasi bir gercektir ki, Italyanlarin cogu, Italya?nin Turkler tarafindan fethini, en az Turkler kadar arzulamistir.
VENEDIK TELASLI Italyanlar, Italya?da Osmanli hakimiyetini, Ispanyol kokenli bir hanedanin hukum surdugu Napoli kralligina tercih etmekteydi. Fatih ise, Italya ile yakindan ilgileniyor; Italyan devletleri arasindaki ihtilaflari ise yakindan izliyordu. Istanbul?daki Italyan diplomatlar, sultanin ileride Italya?yi fethetmeyi planladigini ulkelerine bildiriyordu. Venedik, Osmanlilarin Guney Italya?daki fetihlerini resmen tanimisti. Nitekim buralar vaktiyle zaten Dogu Roma (Bizans) Imparatorlugu?na aitti. Bu da Venedik?in Fatih?i ayni zamanda Dogu Roma Imparatoru tanidigini gostermektedir. Venedik tarafindan Fatih?in serefine basilan uc tacli madalyonlarda bu husus acikca gorulmektedir. Ote yandan Floransa ile Osmanli Devleti arasinda mukemmel bir munasebet kurulmasi, Venedik ile bu ulkenin arasini iyice acmistir. Sultan Fatih, 1481 yilinda muhtemelen Misir uzerine bir sefere cikti. Ancak zaten oteden beri gut hastaligindan muzdarip padisah, daha seferin basinda vefat etti. Bu seferin ardindan padisahin Italya uzerine yuruyecegini dusunen Venedik, cok endiselendi. Venedik, Papalik?in da tahrikiyle, Turklerin yarimadaya cikmasini kendi hakimiyetleri acisindan tehlikeli gordu ve engellemeye calistimistir. Bu sebeple Fatih?in, saraya kadar sokulan Venedik casuslari tarafindan zehirlendigini soyleyenler vardir. Bu olum derhal Osmanli ulkesindeki Italyan diplomatlar tarafindan ?La Grande Aquila e Morta! (Buyuk Kartal oldu)? cumlesiyle Venedik ve kisa bir zaman sonra da Roma?da bulunan Papa?ya kurye gonderilerek bildirilmis; Italya?da gunlerce toplar atilip, senlikler yapilmistir. Fatih?in vefatiyla, Floransalilarin umitleri ve Italya?nin birlesmesini hayal edenlerin hayalleri dort asir icin suya dusmustur. Bu zaman zarfinda Ispanyollar, Avusturyalilar ve Fransizlar tarafindan isgale ugrayan Italya, birligini ancak 1860 yilinda saglayabilmistir. Kanuni Sultan Suleyman, Roma?nin fethini kuzeyden, Viyana uzerinden gerceklestirmeye calismissa da, muvaffak olamamistir.
UC TAC, UC IMPARATORLUK Desenini ressam Bellini?nin yaptigi Venedik madalyonunun on yuzunde cihan padisahinin portresi, arka yuzunde de Osmanli, Dogu Roma ve Trabzon Pontus imparatorluklarini temsil eden uc tac bulunmaktadir.
--------------------------------------------
FATIH SULTAN MEHMED Babasi: Murad Han -II Annesi: Hadice Alime Huma Hatun Dogumu: 30 Mart 1432 Vefati: 3 Mayis 1481 Saltanati: 1451 - 1481
Sultan Murad Han, oglu sehzade Mehmed' i yanliz din ve fen ilimlerinde yuksek bir tahsil yaptirmak ve bir takim kultur dillerine (Arapca, Farsca, Latince, Yunanca ve Sirpca) sahip olarak yetistirmekle kalmadi. O, bu kudretli ve kabiliyetli sehzadeye tecrubeli devlet adamlarindan ve buyuk alimlerden mutesekkil yuksek bir muhiti, maddi-manevibakimlardan devrin en ustun ordusunu ve nihayet butun dusmanlarini ve Hacli ordularini yere seren rakipsiz ve saglam bir devleti de miras birakmisti.
Bununla beraber 21 yalinda tahta oturan genc Hakan, daha ilk gunlerde devleti ve ordusunu daha buyuk hamleler yapacak bir kudrete ulastirdi. Sehzadeliginden beri bir an once Istanbul' u fethetmek ve hazret-i Peygamberin "Kostantiniyye (Istanbul) muhakka feth edilecektir. Bu fethi yapacak hukumdar ne guzel hukumdar ve onun askerleri ne guzel askerdir." mujdesine mazhar olmak istiyordu. Bu gaye ile askeri tarihin kaydettigi en buyuk atesli silahlar ve toplar ile ordusunu dayanilmaz bir kudret halina getirdi. Ayrica 1000 yillik tarihi boyunca butun muhasaralari muvaffakiyetsizlige ugratan surlari asmak icin seyyar kuleler kurdu. Nihayet 6 Nisan' da baslayan kusatma, 22 Nisan' da Fatih' in donanmayi Besiktas' tan Halic' e indirmesiyle cok siddetli bir duruma girdi. 29 Mayis 1453 ' de yapilan son taarruzla sehri alarak ortacaga son verdi.
Beyaz bir at uzerinde ve muhtesem bir alayla Topkapi' dan sehre giren Fatih Sultan Mehmed, doguca Ayasofya' ya gitti. Kapiya gelince attan inip, secdeye vardi. Mabedi temizletti, tasvirlerden kurtardi ve ilk Cuma namazini orada butun gazilerin sevinc ve heyecanlari icinde kildi. Daha sonra Ayasofya' nin kiyamete kadar cami kalmasini yazili vasiyyet ve vakf eyledi. Resimler Sadece üyeler içindir! Fatih Sultan Mehmed bundan sonra, Osmanli Devleti' ni bir Cihan Imparatorlugu haline getirme ve Islamiyet' i butun dunyaya yayma mucadelesine giristi. O; "Dunyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padisah ve Istanbul da cihanin payi tahti olmalidir. " diyordu. Nitekim bu gaye ile Fatih kisa zamanda Anadolu' da Isfediyar, Trabzon, Karaman ve Akkoyunlu memleketlerini ilhak etti. Dulkadir beyligi ile Kirim hanligini tabiiyeti altina aldi. Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sirbistan (Belgrad haric), Eflak Bogdan ve sair ulkeleri fethetti. Bir cok krallik, imparatorluk, hanlik ve beylik ortadan kaldirildi ve Osmanli topraklariTuna' dan Firat' a kadar yayildi. Anadolu' da milli birlik te'si edildi.
Bu buyuk Turk Sultani 1481 senesi ilkbaharinda uc yuz bin kisilik bir ordunun basinda olarak yeni bir sefere cikti. Ancak, Hunkar cayiri denilen mevkide hastalandi ve cok gecmeden 3 Matis 1481 ' de vefat etti. Ozel doktoru olan Yahudi donmesi Yakup Pasa tarafindan zehirlendigi de soylenmektedir. Nasi, adina yaptirdigi camini bahcesine defnedildi. Sonra uzerine turbe yapildi.
Fatih Sultan Mehmed, ince yuzlu, uzunca boylu, dolgun vucudlu olup, seyrek guler, yuzune bakildiginda hurmet ve korku telkin ederdi. Her seyi ogrenmek isteyen zeki bir arastirici idi. Harp san' atindan cok hoslanir. yapacagi seferlerden en yakinlarini bile haberdar etmez ve bunlarin gizli kalmasina cok dikkat ederdi. "Sirrima sakalinin bir telinin vakif oldugunu bilsem onu yolar atarim" sozu meshurdur.
Soguga-sicaga, acliga-susuzluga ve yorgunluga karsi cok dayanikli idi. Tabzon uzerine ciktigi seferde Zigana daglarini yay olarak binbir muskilatla gecerken yaninda bulunan Uzun Hasan' in annesi, Sara hatun; "Ey ogul! Bir Trabzon bunca zahmete deger mi?" deyince, yuce Hakan; "Bu zahmet din yolundadir, ahiretde Allahu tealanin huzuruna varinca inayet ola. Zira elimizde Islam kilici var. Eger bu zahmeti ihtiyar etmezsek bize gazi demek yalan olur." cevabini verir.
Fatih, buyuk ilim, din, kultur ve san' at adamlarini etrafinda tolayarak Islam medeniyetine yeni bir hamle verdi ve Istanbul' u devrinde bu medeniyetinve dunyanin en yuksek bir merkezi haline getirdi. Molla Gurani, Hocazade, Molla Husrev, Hizir Bey, Molla Yegan, Ali Kuscu ve Akseseddin meclisinin en muhim simalari idi. Devrinde Osmanli Devleti' nin buyuk temel muessese ve teskilati en mukemmel bir hale geldi. Zeytinyagi dokturerek insanlik tarihinde "yagla makina sogutmasi", havan topunun balistik hesab ve planini yaparak dik mermi yollu ilk silahi kesfeden de odur. Yine onun devrinde basta Istanbul olmak uzere, imparatorlugun buyuk sehirleri cami, mescid, medrese gibi eserlerle donatilmistir.
ISTANBUL- Fatih Sultan Mehmet Han tarafindan 1470 yilinda, Bizans?in Ayasofya?dan sonraki ikinci tapinagi Havariyun kilisesi kalintilari uzerine buyuk bir kulliye ile yaptirilan Fatih Camisi, ilk selatin cami olma ozelligini tasiyor. Osmanli sultanlari ve ailesi tarafindan yaptirilan ve ?sultan camileri? anlamina gelen Selatin camilerinin ilki olan Fatih Camisi, Istanbul?un ilk universitesi sayilan ve su anda ?Akdeniz ve Karadeniz medreseleri olarak anilan Sahn-i Seman Medreselerinin icinde bulunuyordu. Caminin mimari ise Sinauddin Atik Sinan olarak bilinen Yusuf bin Abdullah idi. Evliya Celebi?nin ?Seyahatnamesi?nde yer alan hikayeye gore; Fatih Sultan Mehmed Han, sutunlari ucer arsin kesip, camiyi Ayasofya?dan alcak yapan mimarin ellerini bileklerinden kestirir. Mimar basi da daha sonra kadi efendiye basvurarak adalet ister. Mahkeme sonunda ceza olarak mimara yapilan haksizligin aynisinin tatbik edilmesine, yani padisahin elinin kesilmesine karar verilir. Mimar, mahkemenin verdigi bu buyuk karar karsisinda saskina doner ve davasindan feragat eder. Mimar kisasi istemedigi icin, Fatih, gunde on altin tazminata mahkum olur ve hatta kisastan kurtuldugu icin, bu tazminati kendiliginden yirmi altina cikarir. Yillar icinde Istanbul?da meydana gelen depremlerden hasar goren ve 1766 yilinda yasanan depremin ardindan harabe haline gelen cami, Sultan III. Mustafa tarafindan, yeniden insa ettirildi. Cami, 17 Agustos 1999?daki Marmara depreminde de agir hasar gordu.
Fatih Sultan Mehmed Han'dan Ince Sozler
Eger Padisah Ben Isem, Size Emrediyorum. Gelip Ordunun Basina Gecin. Eger Padisah Siz Iseniz, Gelip Devletinizi Dusmanlara Karsi Savunun.
* Imparatorunuza Soyleyin. Simdi ki Osmanli Padisahi Oncekilere Benzemez. Benim Gucumun Ulastigi Yerlere, Sizin Imparatorunuzun Hayalleri Bile Ulasamaz.
* Ya Ben Bizans'i Alirim; Ya da Bizans Beni.
* Fatih Olmasaydim Ulubatli Hasan Olmak Isterdim
* Yapmak Istedigimi Sakalimin Bir Teli Bile Bilseydi, Sakalimin O Telini Hemen Koparir ve Yakardim
* Bu Dunya Olumludur. Her Fani Gibi Bende Olumu Tadacagim.
* Dunya Devleti Ebedi Degildir. Fani Cihanda Hic Kimse de Olumsuz Degildir. Insanlarin Dunyada Nefesleri Sayilidir ve Olumsuzluk Kapisi Kapalidir.
* Hayatim Boyunca ALLAH'in Emirlerinden Disari Cikmadim. ALLAH'in Rizasini Kazanmak Icin Ugrastim. Tek Gayem Bu Idi.
* Seyhim Aksemseddin Hazretleri Ile Beraber Yaptigim Zikrin Lezzetine Dunyalari Bile Degismem. Eger Seyhim Izin Verseydi Zikir Yolunu Tercih Eder, Saltanati Terk Ederdim
Fatih Sultan Mehmed'in Yazdigi Gazellerden Bir Ornek :
reyer007 : 27.05.2008 23:32:54 Tarihinde bu mesajy duzenledi..
-------------------- "BiZiM ELiMiZiN ULASTIGI YERE, SIZIN HAYALLERiNiZ BiLE ULASAMAZ?. (FATYH SULTAN MEHMED HAN)
Istanbul'un fethi, 6 Nisan - 29 Mayis arasinda 53 gün süren muhasaradan sonra gerçeklesmistir. Fâtih Sultan Mehmed Hân Topkapi-Edirnekapi arasindaki merkez cephesini bizzat idare etti. Ulubatli Hasan'in burçlara bayrak dikmesi ile çosan askerler, delik desik olan surlardan içeri girdi. 300 000 asker ve 20 parça donanmadan mütesekkil ordu, yeri ve gögü sarsan tekbir ve tehlil sesleri arasinda, ögleden sonra da Fâtih Sultan Mehmed Hân, Topkapi'dan sehre girdi. Istanbul'un fethi, Türk ve cihan tarihi bakimindan çok önemlidir. Donanmayi, Besiktas'tan Haliç'e indiren teknik zekâ Fâtih'e mahsustur.
Bir karar geçiyor, yelkenden, kürekten, Bir karar geçiyor en büyük yürekten.
Kostantiniyye saf, üzgün ve kimsesiz! Süpheli süpheli, kimildasir deniz...
Piril piril bir hadis kapladi arsi, Bir Mayis gecesi tam sabaha karsi.
Koptu tekbirlerle mübârek bir akin, Gözler irak irakti, gönüller yakin...
Büyüyor, büyüyor, fikrin kamasmasi, Bir Mayis gecesi tam sabaha karsi.
Kostantin'e dogru gündüzlü geceli... Iman toplariyla duyurduk eceli!
Daglara tirmandi tekmil kadirgalar, Ardinca bir fasil basladi kivraktan.
Yelkenleri patlayip giden safaktan! Yedi iklim, yedi tepe asaraktan...
Damladi Kostantin'e ilk mübârek kan, Ilk bayragi çekti Ulubatli Hasan.
"Innâ fetahnaleke fethan mübinâ!" Bir âyet yükseldi binlerce dudaktan...
Peygamber
Efendimizin, “Kostantîniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden
kumandân ne güzel kumandân ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur”
hadîs-i şerîfinden dolayı İstanbul, Müslümânlar tarafından defâlarca [11
def’a] kuşatılmıştır. Ama muhkem kalelerle korunan [daha önce de 17
defa kuşatılan] şehrin fethi, ancak yedinci Osmanlı pâdişâhı Fâtih
Sultân Mehmed’e ve onun şânlı ordusuna nasîb olmuştur... İstanbul’un
fethi hâdisesi, sadece Türkler ve Müslümânlar nezdinde değil, bütün
insanlık nazarında, cihân târihi bakımından da çok önemlidir.
İstanbul’un fethi, dünyâ târihinin en önemli dönüm noktalarından biri
olmuştur. Fâtih Sultân Mehmed Hân, 23 Mart’ta muhteşem ordusuyla
Edirne’den hareket edip 6 Nisan’da İstanbul kuşatmasını başlatmıştır. 18
Nisan’da İstanbul adaları alınmış, 22 Nisan gecesi Türk donanması
karadan Haliç’e indirilmiştir. 23 Nisan’da sulh teklifine gelen Bizans
elçisine, genç Pâdişâh İkinci Mehmed; “Ya ben bu şehri alırım, ya da bu
şehir beni alır!” cevâbını vermiştir. Fâtih Sultân Mehmed Hân,
gece-gündüz devâmlı ordusunun başında bulunarak, İstanbul önlerinde
hücûm için gereken hâzırlıklarla meşgûl oluyor, önceden hâzırladığı harp
planlarını birer birer tatbîk ediyordu. Hocası Akşemseddîn hazretleri,
İstanbul’un fethi için açılan cihâdın idâresi hakkında, Sultân’a gerekli
tavsiyelerde bulunarak müjdeler veriyordu. Mücâhidler ordusunun
arasında bulunan diğer büyük âlim ve velî zâtlar, Allahü teâlânın
yardımının gelmesi için devâmlı duâ ve niyâz ediyorlardı. Fâtih 26
Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan günün gecesi, büyük bir harp meclisi kurdu.
Bütün komutanları ve orduya ma’neviyât verme bakımından fevkalâde
tesîrli olan âlimleri ve evliyâ zâtları da’vet edip bu mecliste
toplamıştı. Akşemseddîn, Molla Gürânî, Zağnos ve Şehâbeddîn paşalar,
kuşatmaya devâm edip fethi gerçekleştirmeyi istiyorlardı. Çandarlı
Halîl Paşa ve onun gibi düşünen bazı zevât ise, Bizanslılar tarafından
yapılan sulh teklîfini kabûl etmeyi tercîh ediyorlardı. Akşemseddîn
hazretleri, hocası Hâcı Bayrâm-ı Velî’nin kendisine İstanbul’u
fethedecek olan ve hadîs-i şerifte; “Ne güzel emîrdir...” buyurularak
vasfedilen sultân ile beraber bulunacağına dâir verdiği müjdeyi biliyor
ve buna göre hareket ediyordu. Toplanan büyük harp meclisinden, cihâda devâm etme karârı çıkmıştı. 29 Mayıs sabâhı yapılan son taarruzda İstanbul düştü... 20
parça donanma ve 300.000 askerden müteşekkil ordunun, yeri-göğü sarsan
“tekbîr” ve “tehlîl” sesleri arasında, öğleden sonra Fâtih Sultân Mehmed
Hân, Topkapı tarafından şehre girdi.
FETHİN BAZI SONUÇLARI İstanbul fethinin çok önemli bazı sonuçları olmuştur: 1-Bizans’ın
çöküşü ile “Orta Çağ” kapanıp “Yeni Çağ” açılmıştır. Bu; ilmin,
tekniğin, san’atın ve îmânın eseriydi. İstanbul’un fethi, Türk ve İslâm
târihinin en müstesnâ olaylarından biri sayılarak ona “Feth-i Mübîn”
denildi. 2-Dünyânın en büyük kilisesi olan Ayasofya, câmi hâline
getirilmiştir. [Fâtih bu ma’bedin kıyâmete kadar “Câmi” kalmasını yazılı
olarak vasiyet ve vakfeylemiştir.] 3-Fetihten sonra Tuna’nın güneyi
ile Fırat-Toros hattının batısındaki sâha Osmanlılara katılmıştır.
Ayrıca Boğdan, Sırbistan, Mora, Amasra, Çandarlı Beyliği, Trabzon Rum
İmparatorluğu, Akkoyunlu Beyliği, Kırım Hânlığı Osmânlılara ilhâk
edilmiştir. 4-Venedik’in deniz üstünlüğü bitmiştir. 5-Hristiyân halk, hattâ papazlar bile İstanbul’da lâtin şapkası yerine, Türk sarığı görmeyi tercîh ettiklerini söylemişlerdir. 6-Dünyânın her tarafından ilim adamları akın akın İstanbul’a gelmiştir. İstanbul bir ilim ve san’at merkezi olmuştur. 7-Fâtih, bütün Ortodoks Hristiyânların başı olan Patrikliği ortadan kaldırabilecek güçte olmasına rağmen kaldırmamıştır. 8-İstanbul’un
düşmesinden sonra, sûrlarda Ceneviz kumandân ve askerlerinin ölülerine
rastlandı. Hâlbuki Cenevizliler Türklerle dostluk anlaşması
imzâlamışlardı. Bu ihânetleri ortaya çıkınca çok korkan ve kendilerine
çok ağır cezâlar verileceğini bekleyen Cenevizlilere bir şey yapmadı.
Fâtih Sultan Mehmed, Ce-neviz vâlîsi ve papazını çağırtarak sâdece
üzüntülerini bildirdi.
--------------------
"BiZiM ELiMiZiN ULASTIGI YERE, SIZIN HAYALLERiNiZ BiLE ULASAMAZ?. (FATYH SULTAN MEHMED HAN)
28.05.2011 15:44:02
reyer007
[reyer007]
Mesaj sayısı : 704 Giriş sayısı : 1300 Toplam P : 124 Üye bilgileri
Bilindiği
gibi, Osmanlı padişahlarının yedincisi olan Fâtih Sultân Mehmed Hân,
1431’de Edirne’de doğmuş, 30 sene iktidârda kalmış ve bu ayın başında [3
Mayıs 1481’de] Gebze’de vefât etmiştir. Naaşının İstanbul’a getirilmesi
22 Mayıs’ta, İstanbul’u fethi ise 29 Mayıs’ta olmuştur. Bu bakımdan
Mayıs ayına, “Fetih ve Fâtih Ayı” dense lâyıktır. Çünkü bir çağın
kapanıp yeni bir çağın açılışına başlangıç kabûl edilen ve sâdece Türk
ve İslâm târihinde değil, dünyâ târihinde çok önemli bir hâdise olan
“İstanbul’un Fethi” bu ayda gerçekleşmiştir. Anadolu’ya gelen bir
avuç insan olan şerefli atalarımız, kısa zamanda beylik, hânlık
[hâkânlık], devlet ve cihân imparatorluğu meydâna getirmişler, hattâ
dünyanın en büyük imparatorluklarından birini kurmuşlar, ayrıca bütün
Müslümânların başı hâline gelmişler, ya’nî hilâfet merkezi olmuşlardır.
Fransız târihçisi Grengur, “Bu yeni imparatorluğun teessüsü, beşer
târihinin en büyük ve en hayrete değer vak’alarından biridir”
demektedir... Târih boyunca kurduğumuz 117 Türk Devleti içerisinde
şüphesiz ki en uzun ömürlüsü, en büyüğü ve en muhteşemi Osmânlı
İmparatorluğu’dur. Bu imparatorluk, dünyânın en büyük üç
imparatorluğundan biridir ve 624 yıl hükümrân olmuştur. [Diğer ikisi
ise, Roma ve İngiltere İmparatorluklarıdır.] Osmânlı İmparatorluğu,
Sultân 3. Murâd Hân devrinde [1595 yılında], 23 milyon 344 bin 700 km2
üzerinde hüküm süren muhteşem bir devletti. Osmânlı İmparatorluğu, 624
yıllık ömrünün, 322 yılını, dünyâda lider devlet olarak geçirdi... Türk
târihi, sayılamayacak kadar çok kahramân ve cihângîrle doludur. Fâtih
Sultân Mehmed de bunların başlarında gelir. İstanbul’u, biz torunlarına
mîrâs bırakan Fâtih’in hayâtı, Garp’ta ve Şark’ta asırlar boyu, her
cephesiyle incelenmiş, hakkında nice kitaplar yazılmıştır. Büyük bir
askerî dehâya sâhip ve târihin en büyük hükümdârlarından olan Fâtih
Sultân Mehmed Hân, otuz senelik saltanat devrinde, 2 İmparatorluk, 4
Krallık, 6 Prenslik ve 5 de Dükalık olmak üzere, toplam 17 devlete son
vermiştir. O, çok mükemmel yetişmiş bir hükümdârdır. Arapça,
Farsça, Lâtince, Sırpça ve Yunanca’yı çok iyi bilen, Avrupa ilim ve
tekniğini de en üst seviyede takip eden Fâtih, çeşitli ilimleri öğrenmek
için devrin en mütehassıs âlimlerini kendisine hoca ta’yîn ederdi.
Bunlar her gün muayyen sâatte gelip kendisine ders okuturlardı.
Akşemseddîn, Akbıyık Sultân, Hocazâde, Molla Gürânî, Molla İlyâs,
Sirâceddîn Halebî, Molla Abdülkâdir, Hasan Samsûnî, Molla Hayreddîn...
gibi büyük âlimler ona hocalık yapmışlardır.
ASKERÎ VE SİYASÎ DEHÂ Askerlik,
târih, coğrafya, matematik ve astronomi ilimlerine karşı husûsî bir
merâkı olan sultân, bilhâssa kelâm ve matematikte devrinin
otoritelerindendi. Edebiyâta da merâkı çoktu; hattâ “Avnî” mahlasıyla
şiirler de yazmıştır. Kumandânlığı ile diplomatlığı dâimâ berâber
yürütürdü. Askerî ve siyâsî sâhada eşsiz bir dehâ idi. Fâtih, ordu ve
donanmasını iyi bir şekilde tekâmül ettirmişti. Osmanlı donanmasının
tekâmül etmiş şekilde kurucusunun Fâtih olduğunu râhatlıkla
söyleyebiliriz. Topçuluğa gerekli ehemmiyeti veren ilk padişâhtır.
Fâtih, o târihe kadar görülmeyen sayı ve çapta top yaptırmıştır.
Topların balistik ve mukâvemet hesaplarını da bizzât kendisi yapmıştır. 1481
senesinde yine 300.000 kişilik çok kudretli ve büyük ordusuyla yeni bir
zafer yolunda iken, yukarıda belirttiğimiz gibi 3 Mayıs 1481 günü
Gebze’de vefât etmiştir. Cenâzesi İstanbul’a getirilip 22 Mayıs 1481
günü, Fâtih Câmii bahçesindeki kabrine tevdî edilmiştir. [Cenâb-ı Hak,
ona ganî ganî rahmet eylesin.] Makâlemizin sonunda şunu da
belirtelim ki, onun vefâtı ile Hristiyânlık dünyâsı bayram yapıp
kiliselerinde 3 gün çan çalmışlardır.
--------------------
"BiZiM ELiMiZiN ULASTIGI YERE, SIZIN HAYALLERiNiZ BiLE ULASAMAZ?. (FATYH SULTAN MEHMED HAN)