SLM ARKADASLAR MISIRDA OKUMAK ISTEYEN YADA GEZMEYE GELMEK ISTEYEN,BURDA DIL OGRENMEK ISTEYEN OLURSA BEN BURDAYIM HER TÜRLÜ YARDIMCI OLABILIRIM....ILGILENMENIZI ISTIYORUM ILGILENIN BURAYLA LÜTFEN COK GUZEL BIR ULKE GELDIGINIZDE PISMAN OLMAYACAKSINIZ NILIN SUYUNU IÇTIKTEN SONRA GITMEK BILE ISTEMICEKSINIZ EMINIM....:) BEN BURDA YASIYORUM BURDA OKUYORUM EGER SIZDE KAFANIZA HIÇBIR SORUNU TAKMADAN HAYATTAN LEZZET ALARAK OGRENMEK EGITIMINI TAMAMLAMAK ISTIYORSANIZ BURASI SIZIN IÇIN GÜZEL BIR FIRSAT....;)
Devlet sirlari :))))ne bilim ya misir kelimesi bende takinti oldu artik ne zaman bir yerde soylense yada tvde falan gorsem hemen arkasindan canta kelimesini atarim :P
--------------------
Bana benden olur her ne olursa Basim rahat bulur Dilim durursa
11.04.2009 17:41:34
ahmetsad
[Orgeneral]
Mesaj sayısı : 2956 Giriş sayısı : 1560 Toplam P : 67 Üye bilgileri
ben geçen yil boluda BU zati muhteremin türbesine gitmistim ve orada yaziyordu bu söz EDEB YA HU...o zati muhteremin hayati ise ;
Adi Mehmed Emin b.Hasan b.Ömer Nakkas Tokadî'dir. Lakabi, Cemaleddin, Künyesi Ebü'l-Emâne ve Ebu Mansur'dur. Aziz Mahmud Emevî dervislerinden bir zatin ogludur. Hicri 1075 (m.1664) yilinda Tokat'ta dogdu. 1158 (m.1745) yilinda Istanbul'da vefat etti. Kabri, Unkapani'na inen cadde ile Zeyrek Yokusu'nun kesistigi tepe üzerinde, Sogukkuyu Piri Pasa Medresesi kabristanindadir. Kendisini vesile ederek, kabri basinda yapilan dua müstecaptir. Taniyip sevenler, kabrini ziyaret ederek kendisinden feyz almakta ve muradlarina kavusmaktadirlar. Mehmed Emin Efendi Hazretleri, ilim tahsiline memleketinde baslayip, bir müddet sonra 1698 yilinda Istanbul'a geldi. Seyhülislam Mirzazâde Mehmed Efendi'den uzun süre dersler alip, çok iyi bir duruma geldi. Mekke'ye giderek Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nden Tasavvuf ilmini ögrenip, tasavvufta talebe yetistirecek duruma geldi. Ikinci kere Hicaz seferinde Hadis âlimlerinden Ahmed Nahlî'den hadis ilmini ögrenip icazet aldi. Ayrica Istanbul'a ilk geldiginde, ilim tahsili sirasinda hat (yazi yazma) sanatini Yedikuleli hattat Abdullah Efendi'den ögrendi. Degisik hat çesitlerinde marifet sahibiydi. Mehmed Emin Tokadi Hazretleri, Istanbul'a ilk geldiginde, birkaç ay Piri Pasa Medresesi'nde kaldi. Bu sirada Masruznâmeci Ali Efendi adinda bir zatin ogluna ders vermeye basladi. Daha sonra Ali Efendi'nin evinde kalmaya basladi. Bu sirada Sehzâdebasi Camii'nde de talebelere dersler verdi. Tüm bunlar kisa sürede taninmasina vesile oldu. Ali Efendi'nin 1702 yilinda Edirne'ye tayini üzerine, onunla birlikte Edirne'ye gitti. Bu sirada Ali Efendi'nin oglu vefat etti. Bunun üzerine Edirne'yi birakip hacca gitmeye karar verdi. Karar verdigi günün sabahi, Edirne'de, Saraçhane yakinindaki çalistigi dairesine gitmek üzere evden çikmisti. Yolu meshur Kadiri Seyhi Kasabzâde Muhammed Efendi Hazretleri'nin dergâhina ugradi. Oraya yaklasinca, Muhammed Efendi'nin oglu Abdülkadir Efendi'nin, dergâhin önünde bekledigini gördü. Abdülkadir Efendi yanina yaklasip: "Babam sizi dergâhta bekliyor. Buyursun, bir kahve içelim diyor" dedi. Bu davet üzerine Kasabzâde Muhammed Efendi'nin huzuruna varip elini öptü. Oda: "Safa geldiniz Haci Emin Efendi" dedi ve elinden tutup odasina götürdü. Oturup sohbete basladiklari sirada Mehmed Emin Efendi: "Elhamdülillah, bizi hacc-i serif ile müjdelediniz" deyince, Muhammed Efendi Hazretleri: "Evet, siz bu gece hacca gitmeye niyet ettiniz. Biz de tebrik ettik" deyip sohbete basladi. Sohbet sirasinda Mehmed Emin Efendi'ye, fitraten yüksek bir kabiliyete sahip oldugunu ve çok büyük nimetlere kavusacagini müjdeledi. Mekke'ye vardiginda, evliyanin büyüklerinden, Imam-i Rabbani Hazretleri'nin üçüncü oglu Muhammed Ma'sum Farukî Hazretleri'nin yetistirdigi yedi bin evliyadan biri olan Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nin huzuruna gitmesini, kendisinin de selam ve hürmetlerini arzederek, onun talebesi olmasini tavsiye etti. Mehmed Emin Efendi, bu zatin yanindan ayrildiktan sonra, Basruznameci Ali Efendi'ye de giderek hacca gidecegini söyledi. Ali Efendi memnun olup, ona yolda harcamasi için bir miktar para verdi. Mehmed Emin Efendi, bundan sonra birkaç gün içinde bütün dostlariyla vedalasip Istanbul'a gilmek üzere yola çikti. Istanbul'da hacilari götürecek gemiye bindi ve on gün sonra Misir-Kahire'ye vardi. Oradan da bir kafile ile Mekke'ye hareket etti. Mehmed Emin Tokadî Hazretleri'nin hayatinin önemli bir bölümü bu yolculugu ile baslamis oldu. Ahmed Yekdest Hazretleri ile tanismak ve talebeleri arasina girmek onun için çok önemli bir hadise idi. Onun yaninda tam üç yil kadar kaldi. Manevî sülukünu tamamladi ve kendisinden hilafet aldi. Ahmed Yekdest Hazretleri ile görüsmesini söyle anlatir: "Mekke'ye varinca, ilk gün Kâbe'yi tavaf ve ziyaretle geçti. Ertesi gün sabah namazini Harem-i Serifte kildiktan sonra disari çikacagim sirada, Harem-i Serifin bir kösesinde, otuza yakin kimsenin halka halinde oturduklarini gördüm. "Niçin böyle halka olmuslar acaba? Ders için hocalarini mi bekliyorlar?" diyerek yanlarina yaklasip oturdum. Hepsinin baslarini egip edeple oturduklarini gördüm. Ben de oturup basimi egerek bekledim. Bir ara basimi kaldirip baktigimda, halkanin ortasinda duran bir zati karsimda gördüm. Dikkatle bana bakiyordu. Bakislarindan ve heybetinden ürperip basimi egip gözlerimi yumdum. Bir müddet de öyle durduktan sonra, yine dikkatle bana baktigini gördüm. Sonra o zat ellerini kaldirip dua etti. Duadan sonra Fatiha okundu ve herkes kalkip dagilmaya basladi. Ben de kalkip giderken o mübarek zat bana yaklasti. Yanima gelip selam verdi ve: "Hos geldin Emin Efendi" dedi. Halimi hatirimi sordu. Sonra beni yanina alip, Harem-i Serifin yakininda bulunan evine götürdü. Içeri girip oturduktan biraz sonra hizmetçisi sofrayi kurdu. Sofrada sicak bir ekmek ve fincan içinde içecek bir sey vardi. O mübarek zat ellerini ekmege uzatinca, bir elinin bileginden kesik oldugunu gördüm. Hemen Edirne'deki Seyh Muhammed Efendi'nin tavsiyesi aklima geldi. Bahsettiginin bu mübarek zat oldugunu hatirladim. Fakat o anda selamini söylemeyi unutmusum. Yemekten sonra yolculugumdan, gezip dolastigim yerlerden sorup cevap aldiktan sonra: "Edirne'de size emanet edilen seyi unuttunuz" buyurdu. Hemen Edirne'deki Muhammed Efendi'nin selamini hatirladim ve söyledim. O da muhabbet ve sürür içinde selami aldi. Artik beni talebelige kabul edip, ders vermeye basladi ve Allahü Teala'nin ismini zikretmemi söyledi ve sonra da su beyti okudu:
Otuz kirk yil geçince eylemis tahkik-i Hâkânî.
Ki birdem Hakk'i zikretmek deger mülk-i Süleymâni.
Bundan sonra dille anlatilamaz hallere ve nimetlere kavustum. Farsça bildigim için, çogu zaman Farsça kelimelerle konusurdu. Benden iki yil önce huzuruna gelen Tatar Ahmed Efendi adinda bir zat ona hizmet ediyordu. Ben huzuruna kavusunca, Tatar Ahmed Efendi'yi, Medine'de bulunan ve orada insanlara rehberlik yapan talebesi Abdürrahim Buhari'nin yanina gönderdi. Sonra benim Istanbul'a dönecegim sirada Tatar Ahmed Efendi'yi tekrar Mekke'ye çagirip, icazet vererek Anadolu'ya insanlari irsad için gönderdi. 1702 yili hac mevsiminden, 1705 yili hac mevsimine kadar, üç yil boyunca, Ahmed Yekdest Cüryanî Hazretleri'nin hizmetinde, derslerinde ve sohbetlerinde bulundum. Daha sonra 1705 yilinda, hacilarin dönüsü sirasinda, hocamin izni üzerine Istanbul'a döndüm." Mehmed Emin Tokadi Hazretleri, Istanbul'a döndükten sonra, hocasinin talebelerinden Muhammed Kumul Efendi'nin evine yerlesti ve Istanbul'da bes yil daha kaldi. Bu sirada Naksibendiyye, Kadiriyye, Sazeliyye ve Settariyye kollarinda yetismis bulunuyordu. Bir ara Muhammed Kumul Efendi ile önce Habesistan'a, daha sonra Kudüs'e gitti. Oradan Mekke ve Medine'ye gittiler. Bu sirada hocasi Ahmed Yekdest Hazretleri vefat edeli dört yil olmustu. Mehmed Emin Tokadi Hazretleri'nin bu seyahati tam alti yil sürmüstü. Bu sirada Kudüs'te Ahmed Nahlî'den hadis ilmine dair icazet aldi. Medine'de Abdürrahim Buhari ve Besir Aga ile sohbetlerde bulundu. Daha baska birçok büyük zevatla bir araya geldi. 1717 yilinda tekrar Istanbul'a döndü. Istanbul'da, Muhammed Kumul Efendi'nin evinde üç yil daha kaldi. Bir aralik Filyokusu'nda da oturdu. Yine bir süre Eyüp Sultan'da, Ebu Eyyüb Halid Hazretleri'nin türbesinde türbedarlik yapti. Bundan sonra kendisine Ravza-i Mutahhare'de Rasulüllah Efendimizin türbesinde türbedarlik verildi. Bu göreve getirildiginde, kavustugu nimete sükrederek: "Iki cihan sultaninin türbesinde bekçi ve hizmetçi oldun. Onun yüksek kapisinin süpürgecisini, Mevla mahrum eylemez, zarara ugratmaz. Cihanin sultani olan Rasulüllah'in hizmetçisini kimse incitmez. Ey Emin! Sana müjdeler olsun! Rasulüllah Efendimiz'in kapisinda zahiren ve bâtinen hizmetçi olmakla sereflendin" manasinda bir siir söyledi. Talebelerinden Seyyid Yahya Efendi anlatiyor: "Bursa'da medfun bulunan Ismail Hakki Hazretleri vefatina yakin bir zamanda, talebelerinden Ivaz Mehmed Pasa'yi, Yegen Mehmed Pasa'yi ve Haci Ahmed Pasa'yi tasavvufta yetistirilmeleri ricasiyla Tokadi Hazretleri'ne göndermisti. O da onlarla ilgilendi ve bunlardan Yegen Mehmed Pasa, çesitli görevlerde bulunduktan sonra 1737 yilinda Avusturya seferini yapmakla görevlendirildi. Yegen Mehmed Pasa bu sirada I. Mahmud Han'in vezir-i azami idi. Yegen Mehmed Pasa, Emin Tokadî Hazretleri'nin seferden dönünceye kadar kendi evinde kalmasini istedi. Hazret bunu kabule yanasmadi. Aglayarak ricada bulununca, pasaya: "Bizi eve davet etmenizi kim tavsiye etti?" dedi. O da: "Islerin çoklugu sebebiyle benim aklima böyle bir sey gelmemisti. Fakat Dârü's-Seâde Agasi (Istanbul Valisi) Besir Aga biraderiniz hatirlatti" dedi. Emin Tokadî Hazretleri, ordunun zaferle dönmesi için çok dua etti. Talebesi Seyyid Yahya Efendi anlatiyor: "Bir sabah huzuruna gittigimde, hastalanmis gördüm. Benden ilaç istedi, temin ettim. Ilaci kullandi. Sonra birlikte talebelerinden Kafesdâr Abdülbâkî Efendi'nin evine gittik. Bu talebesi, Mehmed Emin Efendi'nin neseli halini görünce bana: "Hamdolsun Islam askeri mansur ve muzaffer olmustur. Insallah birkaç güne kadar fetih haberi gelir" dedi. Dört gün sonra Tatarlar Istanbul'a fetih haberini ulastirdilar. Seferden dönen Yegen Mehmed Pasa dogruca Mehmed Emin Tokadî Efendi'nin huzuruna geldi. Aglayarak ayaklarina kapandi. Her ikisi de bir müddet birlikte agladilar. Pasa seferde olan bitenleri Emin Efendi Hazretleri'ne anlatti. Koynundan iki atlas kese altin çikarip, seferde iken fakirlere vermek üzere adadigini bildirdi. Mehmed Emin Efendi, pasanin tutumundan memnun kaldi. Bir defa Kâbe'de Rukn-i Yemânî'de yaslanmis halde iken, bir kere Misir'da ve bir kere de Istanbul'da Fatih Camii civarinda Hizir Aleyhisselam ile görüsmüstür. Uzun bir nasihati içinde yer alan kendi hal tercümesi ile ilgili birkaç cümlesini teberrüken aktariyoruz: "Bir hakir, günahkâr, aslen Tokat'ta dogdum. Elli yila yakin bir zamandan beri Istanbul'da yerlesmis durumdayim. Itikadda mezhebim Ehl-i Sünnet vel Cemaat olan Ebu Mansur Maturidî'nin mezhebidir. Amelde mezhebim, Imam-i Azam Ebu Hanife Hazretleri'nin mezhebidir. Meshur bilinen ismim Muhammed Emin, künyem Ebü'l-Mansur, Ebü'l-Eman'dir. Babam Tokat sakinlerinden Hasan b.Ömer'dir. Sevdiklerime ve dostlarima son diyeceklerim sunlardir: Bu kusurlu kulu hatirlarindan çikarmayip, Kur'an-i Kerim okuyup, ruhuma hediyeden, hayir duadan unutmayalar, malimin en temizinden, helalinden yüz kurusu teçhiz ve tekfinime ve yirmi iki kurus iskatima sarf edeler. Varislerime, aile fertlerime vasiyetim sudur: Dostlarin sözlerine razi olup, mahkemeye gitmeyeler. Birbirine riza gösterip mücadele ve muhasama etmeyeler. Herkes biliyor ki, dünya fani, ahiret bakidir. Allahü Teala'yi çok anip zikredeler. Çünkü bütün saadetlerin basi budur. Herkese gönül hoslugu ile kiyamete kadar hakkimi helal ettim. Kimsede hakkim yoktur..." Mehmed Emin Tokadî Hazretleri'nin Arapça, Türkçe ve Farsça eserleri vardir. Eserlerinden bir kismi sunlardir:
Irsâdü's-Sâlikîn,
Risâletü'l-Etvar,
Serh-i Kasîre-i Askalânî,
Tuhfetü'l-Tullâb,
Hülâsa-i Tarikat.
Yüce Allah sirrini takdis buyursun, rahmetine gark eylesin.
--------------------
..
17.04.2009 08:07:33
ahmetsad
[Orgeneral]
Mesaj sayısı : 2956 Giriş sayısı : 1560 Toplam P : 67 Üye bilgileri