Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Uyku insanların bazen kaçtıkları, bazen de sığındıkları bir büyü, bir sürpriz. Düşünün ki gözlerinden süzülen uykuya rağmen uyuyamamanız gereken zamanları. Ve uyumak için onca çaba sarf etmenize rağmen bir türlü uyuyamadığınız anları.

Bizden kendisne özel zaman ayırmamızı ister yeterli zaman ayırmayacak onunla ilgilenmeyecek olursak inat eder, küser, intikam alır. Yokluğun da veya bir görünüp bir yok olması durumunda yorulur, üzülür, sinirleniriz. Karşısın da güçsüz ve kırılganız karşısında boynumuz hep kıldan ince gelmezse kendimizi hep berbat hisseder, özlemle onu düşleriz. Ve lütfederde gelirse kim onu kabul etmez ki? Kim ona hayır diyebilir ki?

 

İster zamanın, ister ömrün canavarı diyelim; isterse yasamın büyüsü olarak tanımlayalım uyku bizim vazgeçilmezimiz.

Herhangi bir şeye, kişiye ömrümüzün belki de onda birlik bir zamanını ayırmaz, ayıramazkn hayatın üç de birini uykuda geçiriyorz. Günlere, gecelere sığdıramadığımız o koca dertleri, uyuduğumuz da kısa süreliğine de olsa unutuyoruz. Bazen görülecek tatlı bir rüya, umut olup içimizi ısıtı veriyor. Bazen de rüya tahminleri ile hayal gücümüz, sohbetlerimiz renkleniyor.

Uyku kişiliğimizin aynası. Az uyuyanların fazla uyuyanlara kıyasla daha enerji dolu, daha etkin, dışa dönük insanlar olduğunu belirtiyor. Az uyuyanlar kendilerinden ve hayatlarından memnun oldukları gibi dış dünya ile olan iyi iletişimleri nedeniyle de insanlar tarafından sevilen, sayılan sosyal insanlar. Uzun uyuyanların ise genelde; sıkıntılı, gergin, kendileri ve çevre ile sürekli kavga halinde olan, eleştiri okları ile kendine ve çevreye daha fazla tipler olduğu belirtiliyor.

Ama uzun uyuyanlarn da daha fazla REM uykusu uyudukları için sanatçı ruhlu oldukları, sanatsal yaratıcılıklarının daha iyi olduğunu unutmamak lazım.

Öğlen uykuları, nispeten verimsiz olduğu bilinen ve uykuya daha fazla eğilimli olunan 14.00 civarında uyunduğu taktir de günün daha sonraki bölümünde daha zinde olmayı, daha geç uyuyabilmeyi ve uyku süresini azaltmayı sağlamakta. Bu yüzden iş dünyası da

Uyku karşısında şapka çıkarmış durumda. Japonya da bazı iş yerlerinde öğlen uyuyanlara ek ücret ödeniyor, böylece öğlen uykuları özendiriliyor. İşyerlerinde uyku odaları yapan şirketlerin sayısı Amerika ve Avrupada da hızla artmakta.

Balzac ‘uykunun alt edemediği hiçbir acı yok’ derken; Andre gide ‘En güzel uyku bile uyanılan anın değerine ulaşamaz’ der. Ya sizin uykunuz, kendisi hakkında neler fısıldıyor? 

 

Sibel Duman