Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Diabetes mellitus, günlük dildeki adıyla “şeker hastalığı” yaklaşık 3500 yıl önce ilk defa Ebers papirüsünde yer alıyor. Idrarın vücutla tutulmaması, sürekli atılması belirtileriyle seyreden bu hastalığın isim babasının ise, Yunan-Roma dünyasının ünlü hekimi Kapadokyalı Areteus olduğu biliniyor. Areteus bu tür hastalıkları genel olarak Yunanca’da “aradan geçen” anlamına gelen “diabetes” adı altında toplamıştı.

Şeker hastalığı çağımızın en büyük tıbbi ve sosyal sorunlarından birisidir. Bu kronik hastalığının boyutunu ve ciddiyetini kavramak için bazı rakamlar gayet açıklayıcıdır.

  • Bugün ABD’de 20.000.000’dan fazla şeker hastası yaşıyor ve her geçen dakika yeni bir kişi bunların arasına katılıyor.
  • Batı Almanya’da bilinen şeker hastaların oranı 7-8%. Bunların 10.000’den fazlası çocuk.
  • Yunanistan genelinde de bu oran 7-8%, yani yaklaşık 700.000 diyabet hastası. Bu kişilerden sadece 20%’si yeterli derecede tedavi görüyor. 5% ise sorunu ciddiye almamaktadır.
  • Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) tahminlerine göre 2030 yılında şeker hastaların sayısı 300 milyonu aşacaktır.

 

Peki Diyabet nedir?

Diyabet, vücutta pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insülin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. İnsülin olmayınca besinlerle alınan şeker ve diğer besin unsurları ihtiyaç duyan hücrelere giremez. Böylelikle hücreler şekersizlik çekerken, kanda şeker normal değerlerin üstüne çıkar. Kanda şekerin çok artmasızehir etkisi yaratır ve vücudun tüm hücrelerini tahrip eder. Bu tahrıbat yavaş ama kararlıdır. Yavaşlık düzeltme açısından iyidir. Ama kötü yanı, şeker hastalarında şekerin önemli bir zararının olmadığı hissini yaratması ve hastalıkları konusundaki duymazlılarını artırmasıdır. Oysa şeker, azimli bir düşmangibi, vücudu içten içe, sessizce çürütür. Bu çürüme hem yaşam kalitesini bozar, hem ömrü kısaltır.

 

Şeker hastalığının iki tipi vardır. Tip 1, veya “genç tipi” dediğimiz şeker hastalığı genç yaşta insülin hormonlarının eksikliği sonucunda ortaya çıkar. Tüm şeker hastalarının sadece 10%’nu oluşturur. Tip 2 (erişkin tipi), 40 yaşın üstünde görülür ve insülin duyarsızlığından meydana çıkar. Periferik dokuların direnç göstermesi ve insüline gerekli yanıt sağlanmamasından kaynaklanır. Tip 2, şeker hastalarının 90%’ını oluşturur.

 

Risk faktörleri

Bazı kişiler şeker hastalığına daha yatkındır. Risk faktörleri taşıyanlar diyabete daha çok yakalanıyorlar.

  • Bunlardan ilki, ailede ve kan yakınlarında şeker hastalarının bulunması
  • Kilo fazlalığı ve şişmanlık
  • Kilo kadar önemli bir başka faktör de, yağın vücutta daha çok nerede toplandığı. Kilo normal bile olsa, bel çevresi 102 cm’i aşan erkekler ve 88cm’yi aşan kadınlar çok riskliler.
  • Ne kadar hareketsizseniz o kadar risk altındasınız.
  • Ve son olarak yaş. Yaş arttıkça risk artar.

 

Nasıl tedavi edilir?

Diyabet tedavisinde hedef kan şekeri ayarını sağlamak. İyi bir diyabet kontrolü kan şekeri seviyesini mümkün olduğunca normale en yakın anlamına gelir. Bu durum aşağıdakilerin yapılmasıyla sağlanabilir.

  • Sağlıklı beslenme:Kan şekerini ayarlamakta en en temel taştır. Diyabet hastaların uyguladığı diyet normal bir insanın uygluladığı diyetten hiç bir farkı yoktur.
  • Egzersiz:Egzersiz, vücudunun glikozu etkili bir şekilde kullanmasını ve kan şekeri kontrolünü sağlar. Ayrıca, erişkin tip 2 diyabetli kişilerin kilo kaybetmesine yardımcı olur.
  • İlaç/ İnsülin: İnsülin, besinlerle kana geçen şekerin vücut tarafından kullanılmasını sağlayan ve böylece kan şekeri yükselmelerini önleyen bir hormondur. Tip 1 diyabetli kişilerin yaşamak için insüline gereksinimi vardır. İnsülin bağımlılık, alışkanlık yapacak bir madde değildir. İnsülin yaşam için elzemdir. Vücut insulin yapmıyor ise dışardan enjeksiyon yolu ile vücuttaki eksikliği yerine koymak gerekir. Tip 2 diyabetli kişilerin kan şekerinin ayarını sağlamak için ağızdan alınan ilaçlara veya insüline gereksinimleri olabilir.


Yukarıdaki maddelerin tümü arasında bir denge tutturmak önemlidir. Bu dengenin oluşması için diyabetli birey mutlaka diyabet ve tedavisi konusunda eğıtim almalıdır.

 

Evet diabet kronik bir hastalıktır. Ama önerilere dikkatle uyulduğunda bir gün tıpkı vejetaryenlik gibi bir yaşam biçimine dönüşüverir. Burada kişiye düşen yükümlülük diabetle yaşamak kaçınılmazsa, onun kölesi değil efendisi olmaktır. İngiliz yazar R.L. Stevenson’ın dediği gibi “Yaşam her zaman iyi kağıtlarla oynanan bir oyun değildir. Önemli olan kötü gelen eli iyi oynamaktır...” Bu son cümle de hem modern yaşamın gereklerine hem yeni alışkanlıklarına uyum göstermeye çabalayan diabetlinin, en önemli ihtiyacı olan moral desteğinin bir özetini oluşturur...

Kaynak: www.drpozitif.com, www.iatronet.gr, www.beo.org.tr, www.endo.gr, www.turkdiab.org.
 

Ayvaz Osmança

Rastgele Makale

Öncelikle Allah’ın selamı ve iyiliği sizin üzerinizde olsun; okuduklarımızı anlayabilmeyi kavrayabilmeyi ve onun devamında öğrendiklerimizi hayatımıza geçirebilmeyi, Rabbimiz ilim talebinde bulunan talebelere kolaylaştırsın; hayatın her safhasında Rahman (merhametli) olan Allah yardımcımız olsun.

Devamını oku...