Kullanıcı Oyu: 5 / 5

Yıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkinYıldız etkin
 

Medyalizm, tanıdık bir kelimeymiş gibi görünse de aslında hiçbir anlamı yoktur. Fakat bu kelimeye benzeyen Komünizm, Liberalizm, Faşizm, Anarşizm sözcükleri vardır ki, bunlar farklı ideolojilerin tanımıdır. En basit tabirle bir ideoloji, düzenlenmiş, yapılanmış bir fikirler bütünüdür.  Medyalizm de, bu tür ideolojileri hayata geçiren veya başka bir deyişle hayata geçmesine yardım eden medya kuruluşlarını tanımlayan ve belki ileride kullanılacak olan yeni kelimedir.

Medyanın günümüzde siyasi, ekonomik ve stratejik dengelerin anlam kazanmasında en önemli güç unsurlarından biri haline geldiği her kesimde kabul edilir. Tüm Radyo-TV kuruluşları ve şirketleri  hükümetin vereceği ruhsat ve izinlere ihtiyacı vardır, dolayısıyla hepsi hükümetin denetimine ve baskılarına açık durumdadır. Bu teknik ve hukuki bağımlılık medyayı hizaya sokacak ve gerektiğinde tehdit edecek bir sopa olarak kullanılabilir. Tabi kimi zaman bu şirketlere katılan propaganda amaçlı sinema ve kitap piyasasının kullanımı da unutmamak gerekir.

Liderler kendilerine destek sağlamak veya sadece insanların akıllarını karıştırmak için  medyayı kullanarak halkın siyasi olarak kontrolünü azaltmış ve bir kısmını ele geçirmiştir. Bunların bir delili olarak günümüzdeki belirli devletlerin yeni tip savaşların uygulanması adına medyadan yararlanarak “terörist” ilan ettikleri ülkeleri kamuoyu nezdinde şeytanlaştırmaktadırlar. Örnek vermek gerekirse 11 Eylül'deki saldırıların ardından Filistin'deki müslüman halkının sevinç gösterilerinin piyasaya sürülmesi ve onun nezdinde terorist ilân edilmeleri beraberinde tüm müslümanların terorist olabileceğini ima etmeleri bunun bir kanıtıdır. Böylece sözde terörü engellemek adına müslüman ülkelerine karşı yapılacak olan muhtemel saldırıların teorik temellerini atmış bulunurlar. Artık bundan sonrası stratejinin pratiğe geçmesi kalır….

Tabii medyanın sadece hükümet veya devletle ilişkisi yoktur, rating ve reklamcılıkla da ilişkisi vardır. Ne kadar çok izlenme başarısını elde edebilirse o kadar rating (derece) kazanmış olur. Dolayısıyla rating’in yüksek olması çok reklam ve çok para demektir. Toplum şöyle böyle etkilenir önemli değildir medya için, önemli olan rating`tir. Neticede, özellikle TV karşısına geçtiğimizde garipsediğimiz, tiksinti duyduğumuz görüntülerle karşılaşmaktayız. Günümüzün birçok Tv kanallarının, insanların ahlâki durumunu ve değerlerini yerle bir etmekte ve şikâyet etmemiz gerekirken, itibar etmememiz gerekirken sesimizi çıkarmayıp izlemeye devam ederiz. Çünkü bütün bunlar alıştıra alıştıra beynimize entegre edilmişki artık ahlâkımız, değerlerimiz bu yönde oluşuvermiş.

Benzer bir şekilde manşetlerin de toplum üzerinde çok önemli beyin yıkayıcı fonksiyonu vardır. Aslında bir gazetede okunup hatırda kalan temel mesaj, manşetidir. Öncelikle onlar okunur ve okuru belli bir istikamete yönlendirir. Onun zihnindeki eski bilgileri faal hale getirerek haberde geçen detayların yorumunu kolaylaştırır. Örneğin, bir polis memurunun hayatını kaybetmesi sonucunda  manşetlerde “katledildi” şeklinde gözükürken, aynı hadisede evine polislerin baskın yaptığı sırada kalp krizi geçirerek ölen bir adamın, manşetlerde hiç birşey yokmuş gibi basit bir “kaza” olarak gösterilir. Aynı şekilde azınlık üyesi insanlar bir suç işleyip hapse düştüklerinde manşetlerde ırklarının, derilerinin rengi vurgulanırken, beraat ettiklerinde birden renklerini kaybederek isimlerini kazanmaktadırlar!

Demek ki manşet ve spotlardan gazetecilerin inançlarını, tutumlarını ve ideolojilerini anlamak mümkündür.Fakat genellikle bizler "Gazetede okudum", "Radyoda söylediler", "Her gün televizyonda gösteriyorlar" gibi cümleler kurarak tartışmalarda birer delil olarak kullanmaya başlarız. Akabinde peşin hükümler, ayrımcılık, ırkçılık doğmaya başlar bu da yanlış eğitim sistemi yüzünden düşünmesini öğrenemediğimizden kaynaklanır.

Kasıtlı yayınlarının büyüsünden kurtulmak için her türlü görüşü pasifçe kalbe misafir etmememiz gerekir, aksine medyanın sunduklarına tetkik amaçlı kendimize bu tür sorular sormamız gerekir:

- Niçin özellikle bu konunun haber değeri var?

- Niçin bu konu bu kadar çok (veya az) dikkat çekiyor?

- Kimin görüş açısından bu haber verilmiş?

- Görüş beyan edenler kimler?  - Kimin çıkarları korunuyor?

- Bu konu veya bu kelime, basmakalıp düşüncelere veya peşin hükümlere meydan mı okuyor, yoksa onları destekliyor mu?

Bu soruları sormasını öğrendiğimizde,  medya ve liderlerin bizi istedikleri gibi yönetmelerine dur demiş olacağız. Cevaplarını bulduğumuzda ise topluma yön veren insanların ister istemez kendilerine çeki düzen verdikleri görülecektir.

Burhan Molla Şakiroğlu

Rastgele Makale

Hayat, kundak ve kefen arasında geçen bir rüyadır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulduğu üzere;

İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar.Ölmeden önce uyanmak gerekir. İş işten geçtikten sonra uyanmak faydasızdır.

Azrail aleyhisselamla kardeş gibi görüşen Yakub aleyhisselam dedi ki:

 

Devamını oku...