Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Dinler, diller, tenler  ve yerler. Yaşadığımız bu dünya gezegeni  üstünde insan denilen  mahlukatın tabii olduğu bazı özelliklerdir.

İnsan bu dünya üzerinde bazı sınırlar içerisinde doğar ve filan kişi oralıdır denmeye başlar. Beyaz, siyah, kızıl  yada sarı bir deriye sahip olarak gelir bu dünyaya. Yaşadığı toplumda ailesinden  ve çevresinden orada konuşulan dili öğrenmeye başlar  ve onun devamında ona o toplumun  inancı aşılanır. Bu özellikler, ona küçük yaşında, neyin yanlış neyin doğru olduğunu ayırtedememesinden dolayı  kendisine sorulmadan, onun  tercihine  ve seçimine önem verilmeden , ona sunulan ve verilen değerlerdir. Yaş ilerledikçe doğal olarak bazı olayları sorgulamaya başlar, bu sorgulamanın devamında kendisini araştırmaya verir.

 

Araştırmalarda bir çok bilgiye ve farklı görüşe ulaşır ve o bilgi yığınından doğru ve sağlam olanlarını ayıklayarak onu tatmin eden bilgi ve fikirleri alarak hayatını şekillendirmeye ve yaşamaya çalışır.

Bence;  insanın hangi sınırlar içerisinde , nasıl bir renge sahip olduğu ve hangi dili konuştuğu önemli değildir çünkü o bu özelliklere  kendi arzu ve iradesini kullanarak sahip olmamıştır. Asıl  önemli olan kişinin kendi iradesini kullanarak sahiplendiği inanç ve düşüncelerdir.

Şüphesizki inanç herşeyden önce gelir, çünkü insanı hareket ettiren ve ona hangi  yolda neyi, niçin ve nasıl yapması  gerektiğini  söyleyen, ona yol gösteren  ve ışık tutan onun sahip olduğu inanç esaslarıdır.

Yaşadığımız toplumun inancı, islam dininin bize getirmiş olduğu esaslardan oluşmaktadır.

Batı Trakya sınırları içerisinde yaşayan  insanların büyük bir bölümü maalesef iman ettikleri ve inandıkları esasların gereğini yerine getirmemektedir. Bu bozuk tablonun oluşmasında bir çok faktörler (etkenler)  rol oynamış olabilir (azınlık, eğitimsizlik, savaş v.s.). Fakat asıl önemli olan ve üstünde durulması gereken nokta bu iman edilen esasları kabul ettikten sonra o esasların  gereğini yerine getirmeyen  insanların başarısızlıkları, yanlışları ve iman ile uygulamada oluşan çelişkileridir.

İnsanımızın iman ile amel (uygulama) arasında müthiş çelişkileri  ve yanlışları vardır. Bu durumu şöyle bir örnek ile gösterebilirim:

İslamın iman esaslarının ilki şehadetliktir ve şehadetlikte önemli olan unsur söylenen sözün kalp ile tasdik edilmesidir .Kalp ile tasdik edilmez ise gerçek müslüman (islama teslim olan) olunamaz!   Kelime-i  şehadet şöyledir :  Şehadet ederimki , Allah’tan başka ilah yoktur, yine şehadet  ederimki  Muhammed O’nun kulu ve resulüdür!.. Bu sözü söyleyen ve kalbi ile tasdik eden kişi artık müslüman olmuş, Allah’a ve O’nun peygamberine iman etmiştir ve hayatını  Allah’ınve O’nun resulünün göstermiş  olduğu şekilde  yaşamaya çalışmaktadır.

Peki bizim toplumumuzda kaç kişi bu iman esasının gereğini yerine getirerek Allah’ın ve peygamberimizin göstermiş olduğu şekilde hayatını yaşamaktadır ?

Cevabı : Çok az kişi.

Bu tür örnekler değişik alanları (iş, düşünce, eğitim v.s.) ele alarak çoğaltılabilir fakat yukardaki örneği yeterli görerek herkezin kendisinde mevcut olan inanç ile uygulamadaki bozuklukları  karşılaştırarak  aralarındaki çelişkileri görmesini  ve  düzeltmesini ümit ediyorum.

Bir başka konu ise, islama tabi olan ve müslüman sıfatını kazanmış olan bazı  kişiler, islamın getirmiş olduğu ölçü ve sınırları kabul etmeyerek kendi zan ve heveslerine göre hayatlarını yaşayarak, sahip oldukları inanç ile uygulama arasında büyük bir çeliskiye ve hataya düşmeleridir. Dinin sadece belirli bir kısmını (ibadetlerini) belirli dönemlerde (cuma ve kandillerde)  yerine getirerek sonucun onların lehine olacağını düşünmektedirler. Oysa bu düşünce  yanlıştır (!) çünkü müslüman olan kişi Allah’a ve resulüne samimiveciddi bir duygu ile teslim olmuş insandır  ve bu inancın  gereği ona verilen hayatın sadece belli bir kısmını  değil hayatınıntümünüheralanında  onların göstermiş olduğu şekilde yaşamaya gayret etmektedir.

Kendimizi islam inancına mensup , müslümanolarak adlandırıyorsak; artık bu gerçeklerle yüzleşmekten korkmamalı, kendimizi kandırarak bahanelerin arkasına  sığınmayı bırakmalıyız ve islamı arapçadan ibaret sözcükler, sadece yaşlılara  ve hacılara ait olan bir değer olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Bu önyargılar bize bir çok gerçeği anlamamıza engelolmaktadır. Çünkü islam yaşam tarzıdır ve müslüman olan herkeze yol gösteren bir dindir.

İslam teslimiyet demektir ve müslüman olan Allah’a teslim olmalıdır.!

İslamın ne demek olduğunu, Kuran`ın ne anlama geldiğini, peygamberimizin hayatını  v.s. araştırıp anlamazsak maalesef inancımızın boş bir duygudan  ve ibadetlerimiz anlamsız hareketlerden oluşur.

Bir çok kişi ibadetlerdenanlam, tad ve hoşnutluk duymamaktadır, bunun temelinde yatan, onların inandığı esaslar hakkında bilgi sahibi olmaması ve neye  inandıklarını doğru dürüst  bilmemelerinden kaynaklanmaktadir.

Duam odurki,  inanç sahibi kişiler neye inandıklarını  ne için inandıklarını anlayabilmek için islam hakkında araştırma yapar,yanlış ve anormal hallerini düzelterek anlamsız ve taklidi ibadetler üzerine bir (x) hi çekerek, onların yerine inançlı, bilinçli ve anlamlı bir yaşam tarzının oluşması için çaba ve gayret gösterirler.Rabbim toplumumuzun ilmini, hidayetini arttırsın ve toplumumuzun yardımcısı olsun.

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinizde olsun.!

Taner Ömer Kehaya

Rastgele Makale

Bu yazımda sizi biraz yargılayacağım. Kendimce herşeyin iyi olması için yargılayacağım.Veya yargılanmaktan bıkmış insanların biraz nefes alması için yargılayacağım. Kısacası en kolay yoldan ve en iyi yaptığım şeyi yapacağım. Çünkü yargılamak en kolayıdır; sebep,sonuç neden sormadan iki cümle kurup arkamı dönüp gidebilirim. Çok temiz iştir yargılamak ve ego tatmininde en hızlı sonuca ulaştıran araçtır.

Devamını oku...