Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Öncelikle Allah’ın selamı ve iyiliği sizin üzerinizde olsun; okuduklarımızı anlayabilmeyi kavrayabilmeyi ve onun devamında öğrendiklerimizi hayatımıza geçirebilmeyi, Rabbimiz ilim talebinde bulunan talebelere kolaylaştırsın; hayatın her safhasında Rahman (merhametli) olan Allah yardımcımız olsun.

Dergimizin bu sayısında sizlerle son zamanlarda elime geçen kitabın içinden küçük bir bölüm paylaşmayı uygun ve doğru buluyorum. Çünkü düşündüklerimi ve yazmak istediklerimi hoş bir dil ile anlatan bir yazar ve aydınlatıcı bir yazısı. Ama ilk önce kitabı size tanıtayım. Guraba Yayın evi tarafından basılmış; Kitabın Adı: 50 Meşale (gençlerin yolunu aydınlatacak), Kitabın Yazarı Prof. Dr. Abdulkerim Bekkar.

Gençlerin yolunu aydınlatacak ve 50 meşaleden (konudan) ve 210 sayfadan oluşan küçük fakat özlü bir eser. Kitap gençlere özellikle orta, lise ve üniversite okuyan öğrencilere hitap etmekte, her meşale de farklı bir konu ele alınarak bu meşalelerin gençlere ışık tutması hedeflenmiştir (bana göre kitap vermek istediğini fazlası ile vermektedir). Ben sizlerle Kitabın 29. Meşalesi olan ve Meşalenin Olgunlaşmaya Götüren Yol; Okumak, adlı bölümü sizlerle paylaşıyorum.

Yazar söze şöyle başlamakta: Cebrail Aleyhisselam’ın Peygamberimiz`e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) indirdiği ilk söz şudur ‘’Oku’’. Bu, ümmetin oluşum aşamasında okumanın, araştırma ve incelemenin önemli bir rol oynadığını, aynı zaman da ümmetin sürekliliğini sağlama açısından da itici bir güç olduğunu göstermektedir.

Değerli gençler, açık bir zihne sahip olmak ve varlıklara dair net bir bakış açısı kazanmak istermisiniz? Tarih boyunca yaşayan toplumların en önemli şahsiyetleriyle aynı mecliste bulunmak ve geçmiş asırların tümünün bilgisine sahip olmak ister misiniz? Eğer bunlara ve daha fazlasına sahip olmak istiyorsanız, okumaya dört elle sarılın. Bu konu da size tavsiyem şudur: İletişim araçları kitap okumanıza engel olmasın. Zira sizler, kitap okuduğunuz zaman size faydası olacak bir şey elde etmeyi hedefliyorsunuz demektir. Ama televizyon karşısına oturduğunuzda size yararı da, zararı da olacak şeyleri; helal olanı da, haram olanı da bir arada görürsünüz.

Bu konu da şu gerçekleri de iyi kavramalısınız: Okuyup incelediğimiz şeylerin doğruluk payı, duyduklarımızınkinden çok daha fazladır. Ayrıca kitap okumak, bazen bir arkadaşla birlikte oturmaktan cok daha yararlı olabilir.

Şu anda bu konuların ayrıntılarına girecek değilim, ama şunu da söylemek isterim: Kendiniz için gerçekten uygun olan kitabı seçmek için azami gayret gösterin. Çünkü kitap, elbise gibidir. Kalitesiyle ilgili birçok husus bulunmaktadır. Sadece kumaşının kaliteli olması değil, giyenin üzerine ne kadar oturup oturmadığı da, önemlidir.

Dolayısıyla herhangi biriniz, kalitesiz ya da ilgilerine, ihtiyaçlarına ve kültürel seviyesine uygun olmayan bir kitap satın aldığında hem parasını hem de onu okumaya ayıracağı ama kayda değer bir fayda da sağlayamayacaği değerli vaktini boşa harcamış olur.

İçinizden biri; kolay, akıcı ve okuyanın hiç zorlanmadan kavrayabileceği bir kitap ile biraz zor, okuması biraz daha yoğunlasmayı ve sabrı gerektiren bir kitap arasında kararsız kalırsa, hiç tereddüt etmeden ikinciyi seçmelidir. Kitap seçiminde şahsen benim de yaptığım budur. Peki, neden böyle yapmalıyız? Çünkü bizler, okuyacağımız kitabın, bizi bilgi dünyasında daha da yukarılara çıkarmasını isteriz. Bu ise ancak söz konusu kitabın, bizim seviyemizin biraz daha üzerinde olmasıyla mümkündür.

Sevgili gençler!
Basit kitapları okumakla kendinizi avutmayın. Çünkü insan, okuduğu şeyler içinde sadece bildiklerini anlar. Her okuduğunuzu anlıyorsanız; bu, sizin o konuları bildiğiniz anlamına gelir. Bu durumda da kitabın rolü, sadece bildiklerinizi hatırlatmaktan ibaret olur, daha fazlası değil!

Okuduğunuz kitabı iyi bir şekilde okumaya dikkat edin. Kitabı bir tarla gibi işleyin. Önemli ibarelerin altını çizin veya bu ibareleri not defterlerinize aktarın. Kitapta var olan bilgilerden en üst düzeyde yararlanmaya çalışın. Okuduklarınız üzerinde düşünün. Çünkü okuduğunuz şeyler, üzerinde düşünmediğiniz sürece size ait olmayacaktır.

Bizim sorunumuz, değerli kitapların az oluşu değil; iyi okuyucuların az oluşudur. İyi okuyucu, çok kitap okuyan değil, okuduğu kitabı iyi bir şekilde okuyandır.

Nitekim Mısırlı yazar el-Akkad Rahimehullah şöyle derdi:
‘’İyi bir kitabı üç kez okuyu! Çünkü bu, sizin için üç farklı iyi kitabı okumaktan daha faydalıdır.’’
Değerli gençler!
Sizden birisi, her gün on beş dakika kitap okuyacak olursa sene boyunca –orta seviyede- yirmi kitap okumuş olur. Bu, hiçte az bir rakam değil! Yine biriniz, herhangi bir ilim dalında, her gün yarım saat kitap okuyacak olsa, beş yıl sonra o dalda hoca olur.

Bu Meşaleden Alınacak Dersler:

*Aylık harçlığınızın bir bölümünü kitap satın almak ve evinizde küçük bir kütüphane kurmak için ayırın.
*Sizden beklenen, her gün en az bir saatinizi okumaya ayırarak dikkatle ve aceleye getirmeden kitap okumanızdır.
*Özgün ve kaliteli yazarların eserlerini okuyun. Bu sayede yeni ve güvenilir bilgileri, mümkün olan en üst miktarda elde edersiniz.
*İnsan, zamanını iyi bir şekilde programladığında okumaya ve incelemeye epey boş vaktinin olduğunu görecektir.

 

Taner Ömer Kehaya