Kullanıcı Oyu: 0 / 5

Yıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değilYıldız etkin değil
 

Daha ufacık yaşlarda başlıyoruz hayaller kurmaya, öyle hayaller kuruyoruz ki bazen kendimizde gülüyoruz imkansızlıklarına… ‘Hadi canım, bu asla gerçek olmaz’ diyoruz, ama içimizdeki umudu yine de kaybetmiyoruz. Günler, aylar, yıllar geçiyor hayal kurmaya devam ediyoruz, biz büyüdükçe hayallerimizde büyüyor. Onları gerçekleştireceğimiz günlerin gelmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Ama hayatta kendince planlar yapıyor ve evdeki hesap çarşıya ne yazık ki uymuyor! Bir şeyler günden güne değişmeye başlıyor etrafımızda, umutsuz – çaresiz insanlar, hayattan hiç bir şey beklemeyen gençler, hayal kurmanın ne olduğunu bile bilmeyen çocuklar…

 

Peki ne oldu? Neden bu kadar karamsarlığa kapıldık hepimiz? Biz farkında olmadan birileri anlaşılan bizim hayallerimizi çalıyor; peki ama biz buna neden izin veriyoruz? Farkına varamıyoruz belki ama çalınan aslında sadece hayallerimiz değil; aynı zamanda geleceğimizde… Bu geleceği daha çok küçük yaşlarda biz istememiş miydik, o halde şimdi nasıl vazgeçebiliriz?...

 

Evet belki istediğimiz eğitimi dört dörtlük alamamış olabiliriz; ama bundan ne kadar sikayetçiyiz orasıda tartışılır bir konu. Lise sıralarındaki günlerimi anımsıyorum, bir dersin boş geçeceğini duyduğumuzda üzülmekten ziyade ‘arkadaşlar şimdi ne yapalım’ diyorduk birbizimize gülümseyen gözlerle bakarak. Geleceğimiz için bilgilerden eksik kalacağımızı aklımıza bile getirmiyorduk sanırım o yıllarda. Ama lise yılları geçiyor işte, hayat o noktada kalmıyor. Ve aslında lise yıllarında neler kaçırdığımızı, hayatın sonraki yıllarında öğreniyoruz… Üniversiteye devam edelim ya da etmeyelim; iyi bir eğitim almış bir insanla karşı karşıya geldiğimizde anlıyoruz elimizde olan ama bizim tutmasını bilmediğimiz o acı gerçeği, o bilgilerin eksikliğini…

 

Aslında bunu sadece eğitim ile sınırlandırmanında doğru olduğuna inanmıyorum, nice okul görmemiş insanlar var ki – bir çoğumuzu ceplerinden çıkartırlar! O azim, o başarı, o kendine güven; hayretler içine düşürüyor bizleri. Resmen hayran kalıyoruz böyle insanların bilgilerine. Sanki tüm ansiklopedileri yutmuşta, oyüzden bu kadar rahat konuşuyor dedirtiyor adeta… Ama okuyor işte, önüne gelen herşeyi okuyor! Hiç bir bilgiyi kaçırmıyor, en ufak bir şeyin ziyan olmasından bile korkuyor. Öyle insanlar gördüm ki, gazete kağıdına sarılı herhangi bir şey ellerine geçtiğinde, o gazete kağıdını bile tüm dikkatiyle inceleyen. Hangi yıla ait olduğunun bir önemi yok, önemli olan orada bir şeylerin yazıyor olması!

 

Çok uzak bir nesiliz böyle hayatlara, o kadar uzağız ki bırakın gazeteleri, kitapları, kendi tarihimiz hakkında bile açıp bir şeyleri okumayı aklımıza getirmiyoruz. Getirmiyoruz çünkü çevremizdeki hayatlara özeniyoruz; bize bilgiden, araştırmadan ve öğrenmeden çok daha renkli geliyor tüm bunlar.

 

Bugün etrafımıza bir bakıyoruz, heryerde 20`li yaşlarda gençler. 15`likler nerede diyorum ama yok, onları görmek gerçekten pek mümkün değil! Herkeste bir büyüme merağı, daha orta bir öğrencisi ama dersin ki liseyi bitirmek üzere… Karşına alıp ciddi bir şey konuşmaya kalktığında ise; aldığın cevap: ‘Ben daha küçüğüm’! Evet gerçekten küçüksün ve bunun kıymetini bil. Nasılsa ömür geçiyor, kimse çocuk kalmıyor; ileride yaşlandığında çocukluğuna dönme gibi bir şansın olmayacak. O halde niye bugünlerinin kıymetini bilmiyorsun, neden ‘ağaç yaş iken eğilir’ sözüne itibar etmiyorsun. Bu yaşlarda herşeyi yutmak çok daha kolay, ileride istesende bazı şeyleri öğrenemeyeceksin! Hayat buna izin vermeyecek, sorumlulukların artacak ve eline bir kitap  alma fırsatı bile yakalayamayacaksın çoğu kez…

 

Aslında her an bizim için bir hazine, ama iş işten geçti diyoruz, artık bu saatten sonra ne yapabilirim diyoruz… Çok şey yapabiliriz! Ama bunun farkına varmak zor geliyor, uğraşmak istemiyoruz. Rahat yaşamaya o kadar alışmışız ki, tatlı canımızı yormaktan çok korkuyoruz. O halde bize kocaman bir tebrikler! Kendi hayallerimizi ve kendi geleceğimizi çok güzel bir şekilde çalmışız!...

 

 

Hatice Salih

Rastgele Makale

TCP / IP nedir?

"Bilgi Ağı" üzerindeki bilgi iletimi ve paylaşımı bazı kurallar dahilinde yapılmaktadır. Bu kurallara kısaca "internet protokolleri", ya da TCP/IP protokoller ailesi denir. TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol), bilgisayarlar ile veri iletme/alma birimleri arasında organizasyonu sağlayan, böylece bir yerden diğerine veri iletişimini olanaklı kılan pek çok veri iletişim protokolüne verilen genel addır.

Devamını oku...